BOŞALTIM SİSTEMİ
BOŞALTIM SİSTEMİ
Metabolizma sonucu oluşan su, mineraller ve azotlu artıkların atılmasına boşaltım adı verilir.
Bitkilerde Boşaltım
Bitkilerde fazla su stomalardan terleme olayı ile, fazla CO2 stoma ve lentisellerden difüzyonla atılır. Bazı otsu bitkiler terleme ile yeterli su atamadığından (hava, su buharı ile dolgun olduğu zaman) yapraktaki hidatodlardan damlama ile suyu atar. Bu olaya gutasyon denir. Azotlu artıkların bir bölümü, inorganik tuzlar ve organik asitler köklerden toprağa boşaltılırken, bazı bitkilerde de kristaller halinde kofullarda biriktirilip yaprak dökümü ile birlikte atılır.
Çiçekli Bitkilerde Çiçeğin Görevi Nedir?
Çiçekli Bitkilerde Çiçeğin Görevi Nedir?
çiçek tozlaşma yoluyla bitkinin çoğalmasını sağlar.Erkek organından serbest kalan polenlerin dişi çiçeğin organının tepeciğine ulaşması ve bu şekilde yohumların oluşmasını sağlar.
Bitkide çiçeğin görevi tozlaşma yoluyla bitkinin çoğalmasını sağlamaktır. Bir çiçeğin erkek organından serbest kalan polenlerin diğer çiçeğin dişi organının tepeciğine ulaşması ve burada yeni bitki tohumlarının oluşması olayıdır. Tozlaşma olayında etkili faktörler şunlardır:
1.Rüzgar: Polenlerin taşınması rüzgarla sağlanır. Kullanışlı ve sık görülen bir tozlaşma çeşidi değildir.
2.Böcekler: Polenlerin arılar sinekler ve benzer böcekler tarafından taşınması. Yaygın olan tozlaşma şeklidir. Çiçeğin güzel kokusu güzel ve parlak görünümü ve salgıladığı şekerli maddeler böceklerin dikkatini çeker. Çiçeğin üzerine gelen böceklerin ayaklarına yapışan polenler böceğin diğer çiçeklere konmasıyla oralara taşınmış olurlar.
3.Kendi kendine tozlaşma: Aynı çiçeğin erkek organındaki polenlerin dişi organına ulaşması sonucu meydana gelen tozlaşma şeklidir.
Çiçekte döllenme sonucunda tohum oluşur ve bu tohumun etrafının yumurtalıkla çevrilmesi sonucu meyve oluşur. Tohumun toprakta çimlenmesiyle yeni bitkiler oluşmuş olur.
ÇİÇEKLİ BİTKİLERDE ÜREME, BÜYÜME GELİŞME
ÇİÇEKLİ BİTKİLERDE ÜREME, BÜYÜME GELİŞME
ÇİÇEKLİ BİTKİLERDE ÜREME, BÜYÜME GELİŞME
ÇİÇEĞİN KISIMLARI:
Yüksek yapılı bitkilerin üreme organına çiçek denir. Çiçekler, uzunlukları farklı bir sapın ucunda ve bir eksen etrafında iç içe geçmiş birkaç bölümden oluşur. Bunlar:
1- Çiçek sapı 2- Çiçek tablası 3- Çanak yaprak
4- Taç yaprak 5- Erkek organ 6- Dişi organ
• Tam Çiçek: Bir çiçekte yukarıda saydığımız kısımların hepsi varsa buna tam çiçek denir.
• Eksik Çiçek: Erkek ya da dişi organdan yalnızca birini bulunduran çiçektir.
• Erselik Çiçek: Erkek ve dişi organların ikisini birden bulunduran çiçektir.
1- Çiçek Sapı: Çiçeği dala bağlayan kısımdır.
2- Çiçek Tablası: Çiçek sapının ucundaki genişlemiş kısımdır. Çanak yaprak, taç yaprak, erkek ve dişi organlar çiçek tablasına yerleşmiştir.
3- Çanak Yapraklar: Çiçeğin en dışında yer alan, yeşil renkli kısım olup, yaprağa benzer. Görevi, çiçeğin iç kısmını dış etkilerden korumaktır. Bazı bitkilerde fotosentez yapabilir.
4- Taç Yaprak: Çanak yapraktan sonra gelen, değişik renklerde olabilen kısımdır. Taç yaprakların dip kısımlarında lezzetli ve güzel kokulu salgı salgılayan hücreler bulunur.
5- Erkek Organ: Taç yaprakların iç kısmında, bir ya da birkaç daire üzerinde sıralanmış organlardır. Yapısı bir toplu iğneye benzer.
Bir erkek organda iki kısım vardır. Bunlar: 1- Sapçık 2- Başçık’tır.
Sapçıkların uç kısımlarında bulunan başçıklar, yan yana dört keseden oluşur. Bu keseler içinde, erkek üreme hücresi olan çiçek tozları (polen) bulunur. Başçık olgunlaşınca, keseler çatlar ve içindeki polenler çevreye dağılır.
6- Dişi Organ: Çiçeğin tam orta kısmında yer alır. Küçük bir sürahiye benzer. Üç bölümde incelenebilir:
1- Tepecik: Dişicik borusunun yassılaşmış üst kısmıdır. Tepecik, pürüzlü görünümlü olup, nemli ve yapışkan bir salgı salgılar. Böylece, tepecik üzerine gelen çiçek tozlarının burada tutulması sağlanır.
2- Dişicik Borusu: Yumurtalıktan yukarı doğru uzanan kısımdır.
3- Yumurtalık: Dişi organın alt kısmında bulunan şişkin kısımdır. Dişi organın üreme hücresi olan yumurta, yumurtalıktaki tohum taslağı içindedir.
TOZLAŞMA
Olgunlaşan erkek organdan dağılan çiçek tozlarının (polenlerin), çeşitli vasıtalarla dişi organın tepeciği üzerine gelmesine tozlaşma denir.
Tozlaşmanın başarılı olabilmesi için, bitkiler çok fazla polen üretir. Böylelikle çiçek tozlarının dişi organ tepeciklerine ulaşma olasılığı artar. Polenlerin dışında bulunan dış gömlek, uçuşmalarına yardımcı olacak yapı kazanmıştır. Milyonlarcası rüzgârla uçuşan çiçek tozlarının yalnızca çok az bir kısmı dişi organa ulaşır. Ancak, bu genellikle bitkinin neslini sürdürmesi için yeterli sayıdadır.
Tozlaşma, böcekler aracılığıyla da yapılır. Böcek vücudu üzerinde birçok çıkıntı ve kıllar vardır. Çiçek tozlarının yapısı da böceklere yapışmaya uygundur. Böcekler, vücutlarına yapışan çiçek tozlarını çiçekten çiçeğe taşırlar. Yağmur ve akarsular, kuşlar, insanlar, diğer birçok hayvanlar da tozlaşmayı sağlayabilir.
DÖLLENME
Tozlaşma ile dişi organın tepeciğine konan polen, buradaki nemli ve yapışkan sıvıya tutunur ve polenin dış gömleği açılır. Dişicik borusuna doğru bir uzantı oluşur. Bu uzantıya polen tüpü denir. Polen tüpü yumurtalığa kadar uzanır ve yumurta hücresini bulur ve birleşir.
İşte erkek üreme hücresi çiçek tozu (polen) ile dişi üreme hücresi yumurtanın birleşerek, çekirdeklerinin kaynaşması olayına döllenme denir. Döllenme sonucu döllenmiş yumurta hücresi zigot oluşur. Kısa süre içinde bölünmeye başlayan zigot, bitkinin küçük bir taslağı olan embriyoyu meydana getirir.
Bu aşamadan sonra, çiçekte çanak ve taç yapraklarla erkek
organın görevi bitmiştir. Bu organlar sararır, solar ve dökülür.
ÇİÇEKLİ BİTKİLERDE MEYVE VE TOHUM
Döllenmeden sonra bitki, embriyonun ve besin deposunun bulunduğu bir yapı oluşturmaya başlar. Tohum taslağı denen ve tohumu oluşturacak olan bu yapı, yumurtalık içinde meyve ile birlikte gelişir. Bitkinin tohumu olgunlaşır.
EMBRİYO + ÇENEK (BESİ DOKU) = TOHUM
Bitki türüne göre tohumlar birçok farklılıklar gösterir. Ancak, tüm tohumlarda üç yapı bulunur. Bunlar;
1- Tohum Kabuğu: Tohumu sarar, dış etkilerden korur. Çimlenme sırasında suyla şişerek patlar.
2- Embriyo: Zigotun bölünüp çoğalmasıyla oluşur. Bitkinin küçük bir taslağıdır. Kök, gövde, yaprak taslaklarını içerir.
3- Çenek (Besi Doku): Embriyoya bağlı besin deposudur. Çimlenme sırasında embriyonun beslenmesini sağlar. Fasulye, nohut gibi bitkilerde besi doku yoktur. Embriyo besinini çenek yaprak içinden alır.
Döllenmiş tohum taslağı (embriyo) tohumu oluştururken, başta yumurtalık olmak üzere çiçeğin diğer kısımları gelişerek meyveyi oluşturur. O halde tohum ve tohumu çevreleyen kısımların hepsine meyve denir.
• Meyvenin temel görevi tohumu korumak ve tohumun taşınıp dağılmasına yardımcı olmaktır.
Gerçek Meyve: Yalnız yumurtalığın gelişmesiyle oluşan meyvedir. Ör: Portakal, limon, kavun, böğürtlen.
Yalancı Meyve: yumurtalıkla beraber çiçeğin diğer organlarının da gelişmesiyle oluşan meyvedir.
Ör: elma, armut, incir. Bunlarda etli ve tatlı kısımlar çiçek tablasından oluşmuştur.
Besin ve su biriktirerek etlenen meyvelere etli meyveler denir. Erik, kayısı, kiraz, domates, üzüm gibi.
Bazı bitkilerde meyve etlenmez. Bunlara kuru meyve denir. Fındık, ayçiçeği, haşhaş, kestane, bakla, fasulye gibi.
TOHUMUN ÇEVREYE YAYILMASININ ÖNEMİ
Bitkiler toprağa bağlı canlılardır. Bir toprak parçasında aşırı bitki olması, bitkinin topraktan alacağı su ve mineral miktarını azaltır. Ayrıca bitkilerin bir yerde aşırı çoğalması birbirlerini gölgelemeleri demektir. Bu da fotosentez yapmak için gerekli olan güneş ışığını kapatmaları anlamına gelir. Bu nedenle bitkiler neslini sürdürebilmek için yayılmak zorundadır.
Bitkiler birçok yolla tohumlarını uzağa gönderirler. Öncelikle tozlaşmada bol miktarda çiçek tozu (polen) yaparlar. Ayrıca bol miktarda tohum yaparak da yayılma olasılıklarını artırırlar.
Tohumların yayılmasında hayvanlar için besleyici ve lezzetli meyveler büyük rol oynar. Bu sayede tohumların bir kısmı hayvan tarafından çevreye dağıtılır, bir kısmı da yenir. Tohumların bir bölümü dayanıklı kabukları sayesinde, hayvanların sindirim siteminden zarar görmeden geçer ve dışkıyla atılır. Böylece yeni yetişecek bitki, çok uzaklara taşınıp, gübre katmanıyla beraber toprağa düşmüş olur.
Bazı bitkilerde tohumun şekli ve yapısı dağılımı sağlar. Dikenli, paraşütlü, kanatlı, tüycüklü, suda yüzen tohumlar gibi.
Ayrıca insanlar da tohumların yayılmasında çok önemli etkendir.
MEYVE VE TOHUMDAN NASIL YARARLANIYORUZ?
Bitkiler meyve ve tohumlarını üremek için oluştururlar. Bazı bitkiler meyvelerinde şeker, vitamin ve mineral biriktirir. Birçoğu da tohumlarında protein, karbonhidrat, yağ, vitamin ve mineraller içeren besinler depolamıştır. içeren besinler depolamıştır.
İnsanlar ve hayvanlar için, meyve ve tohumlar sevilen besin maddeleridir.
Bazı bitkilerden sebze olarak da yararlanırız. Bunlar domates, biber, kabak, patates, turp gibi bitkilerdir. Bunların yaralandığımız kısımları meyve, yaprak, yumru gövde, çiçek, kök gibi organlarıdır. Sebze sözcüğü genelde, pişirerek yediğimiz, tatlı olmayan bitkisel yiyeceklerin adıdır. Sebze diye adlandırdığımız domates, biber, patlıcan, kabak da aslında birer meyvedir.
Bitkilerden besin olmalarının dışında, başka amaçlar için de yararlanırız. Teknolojik gelişmeler, bitkilerden elde ettiğimiz ürünleri artırmıştır. Ayrıca yararlanılan bitki çeşitleri de giderek artmaktadır. Eskiden çöp olarak adlandırılan madde artıkları, şimdi ham madde olarak adlandırılıyor.
BİTKİLERİN YAŞAM DÖNGÜSÜ VAR MI?
Kışın sona ermesi, baharın yüzünü göstermesiyle, topraktan otlar bitmeye başlar. Yağışlı havalarda büyür ve gelişirler. Havalar ısınıp topraktaki nem azaldığında çiçek açıp, yazın da kuruyup ölürler. Ama bu sırada dayanıklı tohumlarını toprağa saçmışlardır.
Bazı bitkiler ise uzun yıllar yaşar. Bin yıllık bir zeytin ağacı, iki bin yıllık bir sedir ağacı, beş yüz yıl önce dikilmiş bir ulu çınar bizi şaşırtmaz.
Bitkiler ister uzun, ister kısa yaşasın bir yaşam döngüsü sürdürür.
ÇİÇEKLİ BİTKİNİN YAŞAM DÖNGÜSÜ
ÇİMLENME
Döllenme olayından sonra oluşan tohumlar su, yağmur suları, rüzgâr ve canlıların etkisiyle çevreye dağılır. Çevreye dağılan tohumlar, uygun ortam şartlarında su alarak şişer ve kabuğu çatlayarak embriyosu serbest kalır. Bu olaya çimlenme denir.
Çimlenme demek, tohumun canlı kısmı olan embriyonun bölünüp çoğalarak kök, gövde, yaprak kısımlarını oluşturup, bitkiyi meydana getirmesi demektir. Çimlenme sırasında embriyonun ihtiyacı olan besin, besi doku (çenek) tarafından karşılanır. Çünkü bu esnada embriyo fotosentez yapamaz. Ancak, solunum yapabilir ve havaya karbondioksit verir.
Çimlenmenin olabilmesi için gerekli şartlar 1)Belli sıcaklık 2) Su (nem) 3) Oksijen ‘dir. Çimlenme için ışık, besin, toprak, karbondioksit gerekli değildir!!! (Işık, su, yeterli sıcaklık, besin, toprak büyüme için gereklidir. Gübre, çimlenmeyi ve de büyümeyi hızlandırır.)
Çimlenme sırasında embriyo büyüklüğü, metabolik etkinlik hızı, solunum hızı, su emilimi, hücre sayısı, yeni dokuların oluşumu artarken, çenek büyüklüğü ve bitkinin kuru ağırlığı azalır. Bitkilerin ilk yaprakları oluşup, fotosentez olayına başladıkları andan itibaren kuru ağırlık tekrar artmaya başlar.
MUZ VE BROKOLİ’NİN DAĞITTIĞI ŞİFA
Muz ve brokolinin faydaları
Muz ve brokolinin içerdiği lifler, mide ve bağırsak problemlerine iyi geliyor.
Sebze ve meyvelerin posalarının, zararlı bakterilerin sindirim sistemindeki hücrelerin içine geçişine karşı etkisini araştıran bilim adamları,
“plantain” cinsi büyük bir muz ile brokolinin içerdiği liflerin oldukça yararlı olduğunu gözlemledi. Bu liflerin, ishal ve karın ağrısı gibi semptomlar gösteren kronik iltihabi bir bağırsak hastalığı olan Crohn’a karşı yararlı olduğunu saptayan bilimadamları, işlenmiş gıdalarda kullanılan ortak bir maddenin ise hastalığın ilerlemesine yol açtığını tespit etti.
Araştırma ekibinden Barry Campbell, elde ettikleri sonuçların, farklı beslenme ögelerinin bakterilerin bağırsak içindeki hareketi üzerinde oldukça etkili olabileceğini ortaya koyduğunu söyledi.
‘Kardeş Kanı’ bitkisi yok satıyor
‘Kardeş Kanı’ bitkisi yok satıyor
Aktarların kilogramını 120 liradan sattığı “kardeş kanı” isimli bitki, pahalı olmasına rağmen yok satıyor.
Malatya kent merkezinde aktarlık yapan esnaflardan Abdullah Yakar, Türkiye’ye, Çin, Hindistan ve Endonezya’dan gelen “Kardeş kanı” isimli bitkinin kilogram fiyatının 120 lira olduğuna işaret etti.
Yakar, “İçten ve dıştan ağır yaralanmalarda kan dindirici. Toz haline getirip bıçak yaralanması olsun, diğer yaralanmalar da olsun kullanılabilir. Fiyatı yüksek ama, fiyatının aksine çok rağbet görüyor” dedi.
Kış yaklaşınca gribe iyi gelen bitkilere de rağbetin arttığını belirten Yakar, ıhlamur, zencefil, tarçın, havlucan, kuşburnu gibi bitkilerin köklerinin gribe iyi geldiğini ve bu nedenle çok tercih edildiğini söyledi.
Dut’un Faydaları

DUT
Dutun Faydaları
* Taze veya kuru olarak da tüketilen dutun içinde çeşitli organik asitler, pektin ve şeker vardır
.
* Beyaz dutun 15-20 gram yaprağı üç su bardağı su ile kaynatıp içilirse iyi bir idrar söktürücü olduğu görülür. Bu terkip aynı zamanda
* ateş düşürücü olarak da kullanılmaktadır.
* Dutun taze yapraklarıyla derideki yaralara ve burundaki kanamalara tampon yapılırsa kanamaları durdurur.
* Dut hangi şekilde tüketilirse tüketilsin iyi bir kan yapıcıdır. Kişinin kilo almasını sağlar ve iştah açar.
* Kara dutun yaprakları ve kabukları kaynatılıp elde edilen sıvı ile gargara yapılırsa boğaz, ağız ve diş eti iltihaplarına iyi gelir. Ancak kara dut kabız yapabilir.
* Sabah aç karnına olgunlaşmış beyaz dut yer ve üzerine su içerlerse bağırsaklarının çalışmasını sağlamış olurlar. Ancak bu durum abartılırsa bu kez de ishale sebebiyet verebileceği bilinmelidir
* Dutun anjine iyi geldiği rivayet edilmektedir.
*İŞTE DUT’UN BİTMEYEN FAYDALARI
Kalsiyum, demir, B1, B2 ve C vitamini yönünden zengin olan dutun birçok hastalığa iyi geldiği biliniyor. Beyaz dut ateş düşürücü ve idrar söktürücü etkiye sahip. Karaduttan elde edilen şurubun ise ağız ve boğaz hastalıklarında olumlu etkiye sahip olduğu biliniyor. İşte dutun diğer faydaları:
“- Beyaz dut yaprakları idrar söktürür, vücutta biriken suyu boşaltır.
- Aç karnına yenen beyaz dut barsak solucanlarını döker.
- Dutun taze yaprakları ile derideki yaralara ve burundaki kanamalara tampon yapılırsa kanamalar durur.
- Ne şekilde tüketilirse tüketilsin iyi bir kan yapıcıdır.
- Sabah aç karnına yenir ve üzerine su içilirse bağırsakların çalışması temin edilir.
- Beyaz dutun 15-20 gram yaprağı 3 su bardağı ile kaynatılırsa iyi bir idrar söktürücü olduğu görülür. Bu terkip aynı zamanda ateş de düşürür.
- İştah artırır, enerji verir.
- Kalsiyum , demir, B1, B2 ve C vitamini yönünden zengin.
- Kara dut şurubu ya da kara dutun yaprak ve kabuklarının kaynatılması ile elde edilen sıvı ağız ve boğaz antisepsisinde, diş eti
Türkiye’de ipekböcekçiliği üretimi ile yetiştirilen dut dünya tarafından da keşfedilmeye başladı.
Üzüm, dut ve yerfıstığında kanseri önleyen bir madde bulunduğunu açıklayan İngiltere Montfort Üniversitesi’nden Gerry Potter, “Bu yiyeceklerde bulunan ‘resveratrol’ isimli molekülün pek çok ürünün bozulmasına yol açan mantarlara karşı savaştığını biliyorduk ama araştırmalarda, bu maddenin vücutta kanser hücrelerini hedef alarak onları tahrip eden, kanser karşıtı bir unsura dönüştüğünü saptadık” diyor.
Japon araştırmacılar ise beyaz dut yapraklarının extrelerinde bir seri biyolojik olarak aktif bileşenler tespit etti. Bu bileşenler, hücre paslanmasını önleyici, antioksidan ve damar sertleşmesini engelleyici ve damarlarda kolesterolden zengin plakların oluşumunu baskılayıcı etkiye sahip olukları ortaya çıktı. Japonlar bu etkilerin sevindirici olduğunu ama dut yapraklarının bundan daha fazlasına da sahip olduklarını iddia ediyor. Japon uzmanlar, dut yaprakların aynı zamanda yüksek kan şekeri seviyelerini düşüren bileşiklere sahip olduğunu ileri sürüyor. Yapraklar bu etkilerini, bağırsaklarda maltoz, laktoz, sakroz gibi çifte şekerleri parçalayarak onları bağırsaktan emilebilen glikoz, fruktoz, galaktoz gibi tekil şekerlere dönüştüren enzimleri baskılamak suretiyle gösteriyorlar. Böylece şekerler bağırsaktan emilemediği için kandaki seviye de yükselmiyor.
KAN ŞEKERİNİ DÜŞÜRÜR, ENERJİ VERİR, YERSEN…
Öte yandan, dut ağacından beslenen zararlı böcek olmadığı için herhangi bir tarım ilacı da kullanılmıyor. Bu nedenle dut dünyanın en ekolojik ürünlerinden biri olarak sayılıyor. Dut, kalsiyum, demir, B1, B2 ve C vitamini yönünden zengin. Beyaz dut yaprakları idrar söktürüp, vücutta biriken suyu boşaltıyor. Aç karnına yenen beyaz dut barsak solucanlarını döküyor. Dutun taze yaprakları ile derideki yaralara ve burundaki kanamalara tampon yapılırsa kanamalar durur. Ne şekilde tüketilirse tüketilsin iyi bir kan yapıcıdır. Sabah aç karnına yenir ve üzerine su içilirse bağırsakların çalışması temin edilir. Beyaz dutun 15-20 gram yaprağı 3 su bardağı ile kaynatılırsa ateş de düşürür. İştah artırır, enerji verir.
Sarımsak bitkisi otu faydaları

SARIMSAK
Sarımsak bitkisine sarımsak otu’da denir. Sarımsağın faydaları ve yararları çeşitlidir. Sarımsak bahçelerde ve tarlalarda yetiştirilen bir bitkidir.
Bu bitkinin baş kısmı, dişli bölümü hem yenilir ve hem de baharat olarak kullanılır.Hekimlikte de kullanılmıştır.Kötü kokuludur. Hadisi şeriflerde soğan ve sarımsağa “habis” hoşa gitmeyen şey denilmiştir. Zira haram ve pis olan şeylere habis denildiği gibi, tadı ve kokusu kötü olan şeylere de habis denilir. Soğan, sarımsak ve pırasa bunlardandır. Sarımsağın faydaları ve yararları; Sarımsağın mizacı hareketli ve kurudur. Vücuda kuvvetli derecede sıcaklık verir ve son derece kurutucu bir özelliğe sahiptir. Soğuk ve balgamlı mizaçlı kimseler ve felç olmaya ramak kalmış hastalar için gayet faydalıdır.Meniyi kurutucu, tıkanıklıkları açıcı; katı şişlikleri çözücü, hazmı kolaylaştırıcı, susuzluğu giderici, bağırsakları hareket ettirici, idrarı söktürüp çoğaltıcı vardır.Haşarat sokmalarına, soğuktan meydana gelen bütün şişliklere karşı; panzehir olarak kullanılır.Sarımsak dövülüp macun haline getirildikten sonra yılan ve akrebin soktuğu yerlere merhem gibi sürülürse; gayet faydalı olup, zehirâi çeker ve vücudu ısıtır.Sarımsak balgamı keser, yellenmeyi çözer. Soğuktan meydana gelmiş olan göğüs ağrısı için faydalıdır.Sarımsak boğaza kaçan sülüğü çıkarır.Sarımsak dövülür sirke, tuz ve bal ile karıştırılıp çürük diş üzerine konursa, parçalar ve düşürür. Bu macun ağrıyan diş üzerine konursa, ağrısını teskin eder.Eğer iki dirhem (64 gram) sarımsak bal şerbeti ile beraber alınırsa, balgam söktürür ve bağırsaklardaki kurtları düşürür. Sarımsak bal ile macun yapılır ve alaca hastalığının tedavisi için cilde sürülürse gayet faydalı olur.Sarımsak koruyucu olup, gıdaların bozulmasını önler. Sarımsak lapası yara erine konur. Sarımsaklı su, iltihaplı yaraların tedavisinde kullanılır.Sarımsak soğuk algınlığına, balgam çıkaranlara ve felçlilere çok iyi gelir. Yılan ve akrebin soktuğu yere sarımsak sürülürse veya bağlanırsa faydalı olur. Daha birçok faydaları vardır.Sarımsak baş ağrısı yanar, dimağa ve gözlere zarar verir, gözlerin görme gücünü, cinsel istek ve arzuyu zayıflatır.Sarımsak susuzluk yapar, safrayı tahrik eder, ağız kokusunu da bozar. Sarımsak yedikten sonra üzerine sedefotu yaprağı çiğnemek, kötü kokusunu giderir. Hasırotu çiğnemek soğan ve sarımsağın kötü kokusunu giderir.Kan dolaşımı aksaklıklarını giderir.ıdrar ve balgam söktürür.Bağırsak kurtlarını düşürür.Kanser tümörlerinin büyümesini önler, dizanteri ve tifo hastalıklarına karşı iyi gelir
GİLABURU’DAN GELEN ŞİFA

GİLABURU
Kayseri ve yöresinde yetişen gilaburu bitkisinin doğal şifa kaynağı olduğu belirtildi
Erciyes Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof Dr Ahmet Aksoy AA muhabirine yaptığı açıklamada yurt içinde ve dışında birçok üniversitede yapılan araştırmaların Kayseri ve yöresinde yetişen gilaburu bitkisinin şifa kaynağı bir bitki olduğunu ortaya koyduğunu söyledi
Gilaburu bitkisinin ve suyunun birçok hastalığa iyi geldiğini ifade eden Aksoy şöyle devam etti:
”Gilaburu suyu içeriğindeki asitler nedeniyle antikanserojen ve antioksidan özelliğe sahiptir Antioksidanlar vücutta serbest radikalleri bağlayarak sağlığa zararlı birçok olumsuz etkiyi durdurmakta Bu özelliği nedeniyle gilaburu suyu yaşlanmayı geciktirici mutasyonu engelleyici kanseri durdurucu ve kolesterolü düşürücü etkiye sahip Gilaburu bitkisi kanser önleyici antioksidan ve C vitamini deposu kısaca her derde deva bir bitki Bu bitkinin suyunu midesinde ve bağırsaklarında ülser olanlar tüketmemeli Çünkü bitki asitli bir yapıya sahip Bu bitkinin ortaya çıkmamış diğer şifalı özelliklerinin tespiti için Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde araştırmalar devam ediyor”
-GİLABURU ŞENLİĞİ DÜZENLENECEK-
Akkışla Kaymakamı Emre Nebioğlu AA muhabirine yaptığı açıklamada Kayseri ve yöresinde yaygın olarak yetişen gilaburu bitkisinin yerel ve ulusal anlamda tanıtımını yapmak için 27 Temmuz pazar günü şenlik düzenleyeceklerini söyledi
Akkışla ilçesinde bolca üretilen gilaburu bitkisinin ilçe insanına büyük bir ekonomik avantaj sağlayacağını umduğunu belirten Nebioğlu şöyle konuştu:
”İlçemizde gilaburu bitkisinin üretimini yaygınlaştırmak maksadıyla profesyonel anlamda 8 örnek bahçe kurduk Akkışlalılar evlerinin önünde yetişen bağ ve bahçelerinin sınırını belirlemek amacıyla diktikleri gilaburu bitkisini artık ekonomik bir ürün olarak görmeliler Meyve suyu fabrikaları gilaburu bitkisinin suyunu şişelerde satıyor Amacımız gilaburu bitkisinin üretimini artırmak faydalarını da insanlığa duyurmak”
-GİLABURU BİTKİSİ-
Kayseri ve çevresinde sıklıkla yetişen ve üzüm meyvesini andıran 30-40 meyve tanesi bir salkım oluşturan gilaburu Kayseri ve çevresinde ”gilaburu gilebolu gilaboru gilabı giraoğlu” Konya’da ”giligili gilaboru veya giraboğulu” Sivas ve Yozgat’ta ”gilaburu girabolu geleboru” Tunceli’de ”dağdağan dağdığan geleboru gilabada ve gildar” adıyla biliniyor
Ağaçtan sonbaharda toplanan gilaburu meyvesi su dolu bir kapta bir süre salamura yapılarak bekletildikten sonra suyu sıkılarak veya taneleri yenilerek tüketiliyor
Bazı meyve suyu fabrikaları ise gilaburu suyunu şişeleyerek piyasaya sürüyor
KEKİK BİTKİSİ HAKKINDA HERŞEY

KEKİK
Kekik (Thymus serpyllum, Thymus vulgaris) çimenlik tarla kıyılarında, orman kıyılarında, ve çayırlardaki karınca yuvalarının üstünde yer almaktan hoşlanır. Güneş ve sıcak istediği için, toprak sıcaklığının fazla olduğu kayalık ve dağlık bölgelere çoğalır. Güneşli öğlen sıcaklarında menekşe renkli çiçeklerinden yayılan güzel koku, arıları ve böcekleri kendisine çeker. Kendilerine özgü bir kokuya sahip olan bu çiçekler beni çocukluğumdan beri etkilemiştir. Ülkemizde kekik adı altında Origanum (Mercanköşk türleri) türlerinden elde edilen drogun satışı yapılmaktadır. Eterli uçucu yağ; Thymol (%50 civarında), Carvacrol, Borneol, Cymol, Pimen, Tanen ve flavonlar içerir. Öncelikle baharat olarak kullanılır. Yağlı ve ağır yemeklerin tadını zenginleştirir, sindirimi kolaylaştırır. Şifalı bitki olarak kekik; öncelikle kramp çözücü, dezenfekte edici ve balgam söktürücü olarak kullanılır. Akciğer ve bronşlar, mide ve bağırsaklar, kekiğin başlıca kullanım alanlarıdır. Bitkinin önemli etken maddesi olan eterli uçucu yağlar kana karışıp, bronşiyal kasları etkileyerek, krampları çözebilir. Aymı zamanda o bölgelerde bakteri oluşumunu önler. Öksürük ve üst solunum yolları iltihabında çay içimi ve gargara biçiminde kullanılabilir. Kekik iştah açar ve sindirim sistemini uyarır. Sindirim sisteminde görülen ekşimeler ve kramplı ağrılar bir bardak kekik çayı ile geçiştirilebilir, kötü kokulu ve yumuşak dışkı normalleşir. Boğmaca ve öksürük, sinir sistemi zafiyeti, romatizma ve bağırsak hastalıklarına karşı, çay içiminin yanısıra, kekik banyoları da çok yararlıdır. Güçzüz, zayıf ve solgun çocuklara da kekik banyosu yaptırılabilir. Kekik çayı ile ayrıca adet kanamaları dengelenebilir, adet zamanlarındaki kramplı ağrılar geçiştirilebilir, ergenlik sivilceleri iyileştirilebilir. kekik çayı içimi ve kekikle karıştırılmış bal yenmesiyle organizma güçlendirilebilir ve dengeye kavuşturulabilir. Kekik tentürü friksiyonları ile (ovarak sürme) romatizmal ağrılar, sinirsel rahatsızlıklar ve organ titreklikleri tedavi edilebilir. Sıcak kekik yastıkları ağrılı bölgenin üstüne konularak büyük rahatlıklar sağlanabilir. Bu küçük bitki yastıklarını herkes hazırlayabilir. Kekik, öksürük ve mide rahatsızlıklarına karşı başka bitkilerle karıştırılarak daha da başarılı biçimde kullanılabilir.
Kekik çayı, bedenin değerli organlarını temizler. Sabahları kahve veya çay yerine bir bardak kekik çayı içen, etkisini kısa sürede fark edecektir: Zeka keskinliği, midede rahatlık, sabah öksürüğüne tutulmamak ve genel bir rahatlık. Kekik, papatya ve civanperçemi, güneşli havada toplanıp, bir kuru bitki yastığı hazırlanır. Bu yastığı uygularken, bir yandan da aynı bitkilerin karışımından hazırlanmış çay içildiğinde, sinirsel yüz ağrıları iyileşebilir. Eğer aynı zamanda kramp da varsa, kurutulmuş kurtpençesi yastığı uygulamak gerekir. Kekik, çiçeklenme zamanı olan haziran- ağustos arasında toplanır ve öğlen sıcağında toplananları en etkili olanlarıdır. Kekik yağı, kötürümlükte, kalp krizlerinde, organ sertleşmesinde (skleroz ), kas erimesinde, romatizmada ve burkulmalarda kullanılabilir. Mide ve dölyatağı kramplarında bitkinin içten ve dıştan kullanılması önerilir. Günde 2 bardak kekik çayı içilmelidir. Dıştan kullanıldığında, bitkilerin sap ve çiçeklerinden hazırlanmış bir kuru bitki yastığı uygulanmalıdır. Yatmadan önce bu yastık sıcak hava ile ısıtılır (kaloriferin üzerine koyarak veya saç kurutma makinası kullanılabilir) ve midenin veya dölyatağının (rahim) üstüne koyulur. Tümörlerde, eziklerde ve eskimiş romatizmalarda da bu yastık önerilir. Solunum yolları hastalıklarında, kekik, sinirliot ile birlikte çok eski zamanlardan beri kullanılmakta olan etkili bir yöntemdir. Balgamlı bronşitlerde, bronşiyal astımda ve hatta boğmacada, kekik ile sinirliot karışımını çayı, limon ve nöbet şekeri ile karıştırılarak, günde 4-5 bardak içilebilir. Zatürre tehlikesine karşı bu çay saatte 1 yudum içildiğinde etkisini gösterecektir. Kekik’in, alkol bağımlılığına karşı kullanılabileceğini de unutmamak gerekir. Bir avuç dolusu bitki, 1 litre kaynar suda haşlanır ve demlenmesi için 2 dakika beklenir. Çay termosa koyulur ve hastaya 15 dakikada 1 yemek kaşığı içirilir. Sonra mide bulanması, kusma, dışkı ve idrar çıkarma, terleme, yemek ve içmek için duyulan büyük iştah izler. Bu uygulama doğal olarak bir kerede kalmamalı ve gerektiğince yinelenmelidir. Kekik, sara krizlerine karşı da önerilebilir. Günde 2 bardak içilen bitki çayı yalnızca krizler arasında değil, yıl boyunca, 10 günlük aralarla 2-3 haftalık kürler halinde uygulanmalıdır.
UYARILAR : Kekik Çayı, içerisindeki en etkili madde olan eterli uçucu yağın (Thymol) yitirilmemesi için hiçbir zaman kaynatılmaz! Hamilelerin (Düşükleri kolaylaştırır ve bebeğin rahimden çıkmasını çabuklaştırır.) kullanmaması tavsiye edilir. Önerilen dozlar aşılmadığında, bilinen hiçbir yan etkisi yoktur. Fakat kekik yağının içten kullanımında aşırılığa kaçılması, tiroid bezinin işlevini arttırabilir. Bu nedenle guatr hastalarının kekik yağını kullanmaması tavsiye edilmektedir. Kekik çayı içimi ise böyle bir duruma yol açmaz.
Kullanım Biçimleri:
Çay hazırlamak : Yarım veya bir tatlı kaşığı kurutulup, ince kıyılmış kekik,orta boy bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır, üstü kapatılarak 8-10 dakika demlendirilir ve süzülür. Günde 2-3 bardak yeni demlenmiş olarak, aç karnına veya öğün aralarında, soğutulmadan ve yudumlanarak içilir.
Kekik Banyosu: 70-100 gr kurutulmuş kekik bir tülbentin içine gevşekçe bağlanarak 2-3 litre soğuk suya eklenir. Kaynama derecesine kadar ısıtıldıktan sonra (kaynatılmaz), üstü kapalı olarak 15 dakika demlendirilir. Tülbentteki posa iyice sıkıldıktan sonra sıcak banyo suyuna (Küvet) eklenir. Banyo suyu sıcaklığı 37-38 derece arasında olmalıdır ve banyo süresi 15-20 dakikayı aşmamalıdır. Bu süre boyunca küvet içerisinde oturularak yapılan banyodan sonra üşütülmemeli ve bir bornoza sarılınarak yatakta bir süre dinlenilmelidir.
Kekik Tentürü : Öğlen güneşinde toplanmış ve ince kıyılmış çiçekli dallar, gevşekçe, bir şişenin boğazına kadar doldurulur, üstüne konyak veya 35-40 derecelik etil alkol, bitkilerin üstüne çıkana kadar eklenir.14 gün boyunca, arada bir çalkalanarak, güneşli ve sıcak bir ortamda bekletilir, sonra tülbentten geçirilerek süzülür. Koyu renkli şişelerde, serin bir ortamda saklanmalıdır.
Bitki yastığı: Öğlen güneşinde toplanıp kurutulmuş çiçekli dallar, ince kıyılarak keten bezinden yapılmış bir yastığa doldurulur ve ağzı dikilir.yatmadan önce sıcak, kuru hava ile (Örnek : Kaloriferin üzerinde veya saç kurutma makinası kullanılabilir) ısıtılır ve hasta organın üstüne koyulur.
Kekik Yağı: Aynı tentür işlemi gibidir, konyak yerine, sızma zeytinyağı kullanılır. Bir şişenin içine doldurulan çiçeklerin üstüne sızma zeytin yağı eklenerek, 10 gün güneşte bekletilir ve kullanılacak kadarı süzülür.
Karışım: Öksürüğe karşı, 2 ölçü kekik, 1 ölçü sinirliot, 1 ölçü ezilmiş anason iyice karıştırılır. Bir tatlı kaşığı bitki “Çay Hazırlamak” başlığı altında belirtildiği şekilde demlenir ve balla tatlandırılarak, küçük yudumlarla içilir.
KUŞBURNU BİTKİSİNİN ÖZELLİKLERİ

KUŞBURNU BİTKİSİ
Kuşburnu,içerdiği yoğun vitaminler sayesinde son derece kıymetli bir bitkidir. Yoğun miktarda C vitamini içerir. Pek çok faydası bulunan kuşburnu bitkisinin faydalarında kısaca bir göz atalım.
* Çok yoğun vitamin zenginliği nedeniyle gözlere çok faydalıdır.
* Vücuda dinçlik verir.
* 100 gram kuşburnunda bir sandık portakala eşdeğer C vitamini vardır.
* Kemik zayıflığına iyi gelir. İyi bir raşitizm ilacı, etkin bir kan temizleyicisidir.
* Bağırsak kurtlarını düşrürmekte çok başarılıdır.
* Bağırsak yumuşatıp, kabızlığı önler.
* Mide kramplarına ve sindirim sistemi zorluklarına karşı faydalıdır.
* Romatizma ağrılarını gideriyor.
* Basur (hemoroid ) tedavisinde iyi sonuç veriyor.
* Selülit oluşumunu engeller.